
İyi Parti Muğla Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun, geçtiğimiz günlerde hayatını kaybeden Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Vekili Hüdayi Baş ile ilgili iddialar nedeniyle soru önergesi verdi. Milletvekili Metin Ergun; Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için TBMM’ye, kayırmacılık ve usulsüzlük iddialarıyla ilgili 4 maddeden oluşan bir soru önergesi sundu.
Milletvekili Prof. Dr. Metin Ergun tarafından TBMM’ye sunulan ve çeşitli iddialardan oluşan soru önergesinde; “Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Vekili Hüdayi Baş 8 Eylül 2020 tarihinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmiştir. Hüdayi Baş’ın hayatını kaybetmesinin Olgunlaşma Enstitüsü için personel alımında kendisine dikte edilen torpil listesine karşı çıkması sebebiyle amirleri ile yaşadığı sıkıntıların sebep olduğu ve bu sıkıntılar neticesinde kalp krizi geçirdiği iddia edilmektedir. Konu ile ilgili basına yansıyan iddialar özet olarak şu şekildedir; Daha önce Milas’tan Muğla Olgunlaşma Enstitüsü’ne Müdür Vekili olarak atanan Hüdayi Baş’ın, bu kurumdaki başarılı çalışmalarından dolayı Bakanlığınızdan asil müdürlük kadrosu talep edildiği ifade edilmektedir. Hüdayi Baş için müdürlük kadrosu beklenirken, Muğla Olgunlaşma Enstitüsü için 4 kişilik Usta Öğretici kadrosu için sınav yapılmıştır. Bu sınavda başarılı olanların listesinin 28 Ağustos 2020 tarihinde ilan edilmesi gerekirken, Menteşe İlçe Milli Eğitim Müdürü ve Komisyon Başkanı da olan kamu personeli tarafından listeye müdahale edilerek değişiklik yapılmak istenmiştir. Hüdayi Baş ise kurum yöneticisi olarak sınavda başarı elde edenlerin listede olmasını ve bu isimlerin göreve başlaması gerektiğini ifade etmiştir. Bunun üzerine Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Vekili Hüdayi Baş, Muğla İl Milli Eğitim Müdiresi’nin makamına daveti üzerine Müdire hanım ile bir görüşme yapmıştır. Bu görüşmede Muğla İl Milli Eğitim Müdiresi de Menteşe İlçe Milli Eğitim Müdürü ile aynı şekilde listede değişiklik yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Hüdayi Baş ise bunun kamuda liyakat prensiplerine ve hukuka aykırı olduğunu, sınavda başarılı olan ve ehil isimlere haksızlık anlamına geleceğini ifade etmiştir. Muğla İl Milli Eğitim Müdiresi ise Hüdayi Baş’ın bu tavrına karşılık “işine gelmiyorsa, prensiplerine uymuyorsa istifa et git” demiştir. Bununla birlikte, Muğla İl Milli Eğitim Müdiresi ile Baş’ın yaptığı görüşmede kadrolu müdürlük atamasının Bakanlığa iade edildiği müteveffa Baş’a söylenmiştir. Bu görüşmeden sonra Hüdayi Baş’ın rahatsızlanarak hastaneye kaldırıldığı iddia edilmektedir. Karşı karşıya kaldığı bu durum Hüdayi Baş tarafından Menteşe Kaymakamlığı’nı bilgilendirmek üzere kaleme aldığı dilekçede de aynı şekilde ifade edilmektedir. Ayrıca dilekçeye ek olarak Hüdayi Baş’ın, Usta Öğretici sınav sonuçlarına müdahale edilmek ve başarı elde edemeyenlerin listeye yazılmak istendiğini bu sebeple listenin yayınlanmasının engellendiğini Milli Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Yusuf Büyük’e WhatsApp üzerinden aktardığı, Yusuf Büyük’ün de cevaben, ‘uygundur yayımla hocam, kim hak ettiyse o girsin, ben arkandayım, genel müdürümüzün talimatı de’ ifadelerini kullandığı belirtilmektedir. Stres ve psikolojik baskı dolu bu sürecin sonunda Hüdayi Baş’ın kalp krizi geçirerek hayatını kaybettiği belirtilmektedir. Bu bilgiler çerçevesinde; 1. Muğla Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Vekili Hüdayi Baş’ın vefatı ile ilgili basına yansıyan bu iddialar doğru mudur? 2. Söz konusu personel alım sınavında başarılı olan isimler kuruma alınmış mıdır? 3. Bakanlığınızı zan altında bırakan bu kayırmacılık ve usulsüzlük girişimi ile ilgili Bakanlığınız tarafından bir soruşturma başlatılmış mıdır? 4. Normal bir hukuk devletinde çok büyük bir kamu skandalı olan bu tarz olaylarla ilgili görev yaptığınız süre içinde Bakanlığınız tarafından şimdiye kadar kaç soruşturma yürütülmüş ve kaç yetkili bu soruşturmalar neticesinde ne tür yaptırımlarla cezalandırılmıştır?” denildi.
CHP Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’de, “9 Eylül 2020 tarihinde, Muğla değerli bir eğitimcisini, Muğla Olgunlaşma Enstitüsü’nde müdür vekilliği yapan Hüdayi Baş’ı kaybetti. Basında yer alan iddialara göre, Baş’ın fenalaşarak hayatını kaybetmesinin nedeni, 4 kişilik usta öğretici kadrosu için açılan sınavlarda torpil yapmak istememesi üzerine, çeşitli düzeydeki Milli Eğitim yöneticilerinden baskı görmesiydi” dedi. Soru önergesinde, Baş’ın ölmeden önce hazırladığı dilekçeden alıntılar da yapan Girgin “Bu yaşanan üzücü olayların bütün açıklığıyla ortaya konulmaması ve eğer iddialar doğruysa sorumluların hukuk önünde hesap vermemesi halinde, Milli Eğitim sistemimizin liyakat esasına göre işleyip işleyemediğine dair vahim bir kuşku doğacaktır” dedi.
“EĞİTİMDE SİYASİ KADROLAŞMANIN ÖNÜNE GEÇMELİYİZ”
“Eğitim gibi önemli bir alanda esas alınması gereken ölçü liyakat iken siyasal iktidara yakınlığa bağlı olarak atama yapılması, bütün vatandaşlarımızda derin bir kaygı oluşturmaktadır” diyen Girgin, “iktidarda kim olursa olsun, vatandaşlarımızın geleceğini çalmaya hakkı yoktur!” dedi. Girgin açıklamalarını şöyle sürdürdü “Güreşçiden banka yöneticisi yapılan bir ülkede, Hüdayi Baş gibi yiğit insanlar olmasa; esasen vatandaşa hizmet kapısı olan kurumlarımız tamamen iktidarın arpalığına dönecek. Hüdayi Baş’ın şahsında, liyakati esas alan, alnının akıyla görev yapan eğitimcilerimizi saygıyla selamlıyorum” dedi.
“DÜRÜSTLÜĞÜN SONU ÖLÜM MÜ OLMALIDIR?”
Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu iddiaları titizlikle araştırması gerektiğini ve eğer iddialar doğruysa hesap sorulması gerektiğini vurgulayan Girgin, “Kamuda yönetici olmak kimseye sorumluluklardan azade, dilediği gibi davranma hakkı vermez. Bu tarz davranışlar sadece doğrudan mağdur olan kişilerin sorunu değil, bütün toplumun sorunudur. Kamuda torpili olanın dilediği gibi at koşturduğu bir sistem, yurttaşlık bilincine zarar verir. Dürüstlüğün sonu ölüm, sürgün, ceza olursa, kamuya ve adalete olan güven azalır. Bu durumdan vatandaşlar olarak hepimiz zarar görürüz” dedi.
“EĞİTİM YÖNETİCİLİĞİ SİSTEMİ DEMOKRATİKLEŞTİRİLMEDİLİR”
“Ülkemizde eğitim alanındaki sendikalar sürekli şunu vurguluyorlar: Eğitim yöneticiliği sistemi eğitimin niteliğini belirleyen temel unsurlardan biridir. Eğitim yöneticiliği sistemimizi, siyasallaşmış kadrolardan arındırmalı, liyakati esas alan bir modele dönüştürmeliyiz” diyen Girgin, “sendikalarımız bunun yolunun da eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde mülakat gibi doğrudan “torpil” çağrıştıran yöntemlere son verilmesinden ve eğitim yöneticilerini yukarıdan atamak yerine, her okulun kendi yöneticisini kendisinin bütün eğitim bileşenlerinin katılımıyla ve demokratik seçimler yoluyla seçmesinden geçtiğini vurguluyorlar” dedi.
Girgin TBMM Başkanlığı’na teslim ettiği soru önergesinde, şu soruları sordu: 1)Hüdayi Baş’ın ölümüne sebep olduğu iddia edilen torpil istemiyle ilgili bir soruşturma yürütülmekte midir? 2) Sınavlarda torpil iddiası açıklığa kavuşturulmadığı takdirde; liyakati esas alan, alnının akıyla görev yapan eğitimcileri de zan altında bırakacağını ve bütün eğitim camiamıza zarar vereceğini düşünüyor musunuz? 3) Bakanlığınızın kadrolaşma politikasında siyasi baskıları önlemek, liyakati öne çıkarıp hak edene hak ettiği makamı ve görevi vermek ve bu doğrultuda görev yapmaya çalışanlara sahip çıkmak, destek vermek konusunda bugüne kadar verilmiş bir talimatınız, bir girişiminiz var mıdır? 4) Çok sayıda haksızlığa neden olan, eğitim yöneticilerini siyasallaşmış kadrolardan oluşturma girişimlerini engelleyecek bir politikanız var mıdır? 5) Eğitim yöneticilerinin belirlenmesinde mülakat gibi doğrudan “torpil” çağrıştıran yöntemlere son vermeyi düşünüyor musunuz? 6) Eğitim yöneticilerini yukarıdan atamak yerine, her okulun kendi yöneticisini kendisinin bütün eğitim bileşenlerinin katılımıyla ve demokratik seçimler yoluyla seçmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?
Haber Merkezi